Gazetecilerin son dönemde artan tutuklamaları ve üzerlerindeki baskılar gündemde sıcaklığını korurken, eski Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’den MHP Milletvekili Feti Yıldız’a çarpıcı bir açık mektup geldi. Sosyal medya hesabından yayımladığı yazıda Cihaner, kamuoyunda “Dezenformasyon Yasası” olarak bilinen ve 7418 sayılı kanunun 29. maddesiyle Türk Ceza Kanunu’na eklenen 217/A maddesinin yasalaşma sürecindeki başat savunucularından biri olan Yıldız’a, bu yasanın gazetecilik faaliyeti üzerindeki etkilerini ve Meclis’te verilen güvencelerin akıbetini sordu. Cihaner, Yıldız’ın yasanın hukuki ve siyasi müdafaasını adeta tek başına omuzladığını belirtti.
MHP’li Feti Yıldız’a seslendiği mektubunun başında Cihaner, bu paylaşımın hedef kitlesini belirterek, “Öncelikle belirteyim ki, epey uzun olacak bu paylaşımım muhatabı uzun yazılara tahammül eden X ahalisi ve özellikle TBMM üyeleri, gazeteciler ve hukukçular. Sizi özel olarak belirtmemin gerekçesi ise ilk imzacısı olduğunuz 7418 sayılı kanunun, 29 md. İle ihdas edilen TCK 217/A maddesinin yasalaşma sürecinde yasanın hukuki ve siyasi savunusunu adeta tek başınıza ‘sırtlamış’ olmanız. Bu haliyle ilgili maddeyi adınızla ansak yeridir” ifadelerini kullandı.
Yasanın Hedef Aldığı Gazeteciler
Cihaner, mektubunda, iki gün önce tutuklanan BirGün muhabiri İsmail Arı’yı, yaklaşık bir aydır tutuklu bulunan DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ’ı ve geçtiğimiz aylarda tutuklanıp serbest bırakılan gazeteciler Furkan Karabay ile Sinan Aygül’ü hatırlattı. Bu gazetecilerin söz konusu yasa kapsamında tutuklandığına dikkat çekti.
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Verileri
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) tarafından derlenen verilere göre, TCK 217/A maddesinden açılan davaların büyük bir kısmını gazeteciler ve medya çalışanları oluşturdu. Dernek, “sanıkların büyük çoğunluğunu gazeteciler ve medya çalışanları oluşturdu; davaların %72’sinden fazlasında gazeteciler, muhabirler veya medya çalışanları sanık olarak yer aldı” tespitinde bulundu.
MLSA’nın raporuna göre, “Yasa yürürlüğe girdiği tarihten sonraki 18 aylık sürede, haber, yorum veya yazıları nedeniyle 41 gazeteci hakkında 47 soruşturma açıldı. Bu suçlama nedeniyle 10 gazeteci gözaltına alındı, 4 gazeteci tutuklandı. 15 gazeteci hakkında ise dava açıldı. 13 gazeteci hakkında takipsizlik kararı verilirken, 18 Gazeteci hakkında bu suçlama nedeniyle açılan soruşturmalar devam ediyor.” Cihaner, aradan geçen sürede bu rakamların katlandığının tahmin edilebileceğini de sözlerine ekledi.
Meclis Görüşmelerinde Verilen Sözler ve Çelişkiler
Cihaner, Yıldız’ın da katıldığı komisyon görüşmelerinden önemli hatırlatmalar yaparak, o dönemde yapılan açıklamalara ve güncel duruma ilişkin çelişkilere dikkat çekti:
Gazeteciler Yargılanacak mı? Feti Yıldız’dan Net Yanıt
Meclis görüşmelerinde Özgür Özel’in yasanın gazetecileri etkileyip etkilemeyeceği yönündeki sorusu ve Feti Yıldız’ın yanıtı şu şekilde kayıtlara geçmişti:
Özgür Özel: “…Ben bir şey söyleyeyim. Bu kanun böyle olacak (gazeteciler etkilenecek İC.), şimdi buradan ağız dolusu bir cevap beklerim cevap sırasında. Bu kanundan gazeteciler yargılanacak mı yargılanmayacak mı?”
FETİ YILDIZ (İstanbul): – Yargılanmayacak.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa): – “Yargılanmayacak.” diyor Sayın Feti Yıldız, tutanağa geçiyor.”
Anayasal Kaygılar ve TCK 218 Vurgusu
Ayhan Erel, yasanın anayasaya aykırılığı konusundaki çekincelerini dile getirirken, Feti Yıldız’ın açıklamasına atıfta bulunmuştu:
AYHAN EREL (Aksaray): “… Bunun hukuki değerlendirmesini yaptığımızda, Anayasa’nın 13, 22, 26, 28’inci maddelerine aykırı olduğunu; yine hukuk devleti ilkesi açısından Anayasa’nın 2’nci, 13’üncü, 19’uncu ve 38’inci maddelerine aykırı olduğunu görmekteyiz. Biz, tabii, Feti Abi’nin sözüne inanırız. Ben duymadım ama duyan arkadaşların ifadesi şu: “Bu yasadan, daha doğrusu 29’uncu maddeden gazeteci arkadaşlarımız kesinlikle etkilenmeyecek.” şeklinde bir beyanınız olmuş.
FETİ YILDIZ (İstanbul): – Her zaman söylüyoruz yani mümkün değil. Bunu ben söylemiyorum, Türk Ceza Kanunu’nun 218’inci maddesi söylüyor.”
Suçun Oluşması İçin Gereken Dört Şart
Ahmet Özdemir, bu suçun işlenmesinin zorluğuna dair görüşlerini ve suçun oluşması için gereken dört şartı şu sözlerle açıklamıştı:
AHMET ÖZDEMİR (Kahramanmaraş): “… Şimdi milletvekili arkadaşlarımız “Bu çok kolay işlenebilen, sınırları belirsiz bir suç.” gibi değerlendirdi. Biz de bu sınırları çok aşırı çizilmiş ve çok zor işlenebilecek bir suç diye değerlendiriyoruz. Niye böyle değerlendiriyoruz? Çünkü 4 tane şartın bir arada gerçekleşmesi lazım bu suçun oluşması için. Bu 4 şarttan bir tanesi gerçekleşmemişse bu suç oluşmaz. Bir: Sırf halk arasında endişe, korku, panik yaratmak saikiyle hareket etmek; özel bir kast var. Kişi bu amaçla hareket edecek. İki: Gerçeğe aykırı bir bilgiyi… Bu gerçeğe aykırı bilgi neye ilişkin olacak? Ülkenin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini ve genel sağlığı bozacak bir bilgi olacak.
Yani sadece gerçeğe aykırı bilgi değil, gerçeğe aykırı bilginin de bir tanımlaması var. Üç: Kamu barışını bozmaya elverişli şekilde kullanılacak. Dört: Alenen yayarak… Bu “alenen yaymak” tabirini -Murat Emir Vekilimizdi- basın olarak değerlendirdiler, gazetecilik olarak değerlendirdiler. Şöyle düşünün: Bir insan miting meydanlarına çıkıp tek başına bunu yapabilir, insanları etrafına toplayıp yapabilir, -burada basından bahsetmiyoruz aslında biz- veya Facebook adresinden, kişisel bir adresten bunu yapabilir.
Yani bu düzenleme sanki basına, gazetecilere dair bir düzenlemeymiş gibi lanse edildi ama böyle bir şey yok. Bu suç farklı şekillerde işlenebilir. 2’ncisi -Feti Başkanım da Sayın Bakanım da izah etti- bu suçun işlenmesi için bu tanımlanan sonucun sahada olması lazım. Yani şöyle değil: Hâkimler bunu böyle yorumladı diyemeyiz. Bu suçun tanımlamasında sahada bunun yani o suç konusu failin gerçekleştirdiği eylemle insanların evine kapanması veya sokaklara dökülmesi veya başka bir şekilde bu suçun icrai hareketinin sahada görünüyor olması lazım dolayısıyla da bu suç bizim için aslında çok zor işlenebilecek bir suç.
Bakış açımızı değiştirelim diye söylüyorum. Basın bu suçun içinde değil ama -basınla ilgili Feti Başkanım 218’in (2)’nci fıkrasını söyledi- (1)’inci fıkrasında basınla ilgili bir ortak hüküm var. Bu suçun ayrıca basın yoluyla işlenmesi durumunda ağırlaştırıcı neden var, bunu kabul ediyorum ama bizim düzenlememizde yok. TCK’nin mevcut düzenlemesinde bu var zaten…. hâkimlerimizin doğru karar vereceğini, hukuki karar vereceğini değerlendirerek ve sınırlarını iyi belirleyerek yaptığımızı düşünüyorum.”
Özel Kast Vurgusu
Mehmet Rüştü Tiryaki’nin, suçun saik meselesi üzerine hukuk dünyasındaki tartışmalara değinmesi ve Feti Yıldız’ın yanıtı:
MEHMET RUŞTÜ TİRYAKİ (Batman): – Bunu söylüyor. Yani bu tartışılan bir şey, ben bunu söylemiyorum, diyorum ki: Saik meselesi hukukta tartışılan bir konu, bunun bile cezanın artırılması nedeni olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen hukukçular var yani “Fiilin kendisine bakın.” diyorsunuz ama siz burada saiki genişletiyorsunuz yani hani “Şu, şu, şu, şu saikle…”
FETİ YILDIZ (İstanbul): – “Özel kast” diyoruz, özel kast”
Yargının Elinde Muğlak Kavramlar ve Uyarılar
Murat Emir, yasanın uygulanabilirliği konusunda endişelerini ve Türkiye’deki yargı pratiğine dair uyarılarını dile getirmişti:
MURAT EMİR (Ankara): – Biliyorum, işte onu ifade ediyorum. Bakın, niye? Çünkü Türkiye’yi biliyor. Türkiye’de bu hükmün sizin savcılarınızın ve hâkimlerinizin elinde ne hâle geldiğini hepimiz biliyoruz. Ve “yargı reform paketi” deyince bunu söylüyoruz. Şimdi, bu konuya, 218’e niye geldim? İki sebebi var. Birincisi, böyle bir öngörülemez, kesinliği olmayan, muğlak kavramlarla, “sırf”lar “sadece”ler işte, “elverişli” vesaire gibi kavramlarla yazılan bir metin, sizin yargınızın eline verildiği zaman nereye gideceği belli olmaz. Ama şunu da bilin: Keser döner, sap döner; onu da bilin.
FETİ YILDIZ (İstanbul): – Ortak hükmü ne yapacak yargıç?
MURAT EMİR (Ankara): – Biliyorum, bir saniye, cevap vereyim.
FETİ YILDIZ (İstanbul): – Yargıç ne yapacak o 218’i?
MURAT EMİR (Ankara): – Efendim?
FETİ YILDIZ (İstanbul): – Yargıç 218’i görmeyecek mi?
MURAT EMİR (Ankara): – Görecek canım.
FETİ YILDIZ (İstanbul): – E, o zaman? O zaman suç oluşmaz…”
Feti Yıldız’ın Vaatleri ve Sahadaki Gerçekler
İlhan Cihaner, komisyon görüşmelerinde dile getirilen bu beyanatları ve vaatleri, yasanın uygulamadaki sonuçlarıyla karşılaştırarak şu tespitlerde bulundu:
• Siz (ve yasa koyucu!?) “Gazeteciler Yargılanmayacak” demişsiniz, nerede ise şahsi kefalet koymuşsunuz ama maddenin asıl hedefi gazeteciler olmuş!
• TCK 218’de “hukuka uygunluk hali var bu maddeyi hakim görecek demişsiniz” ne hakimler görmüş ne savcılar!
• Maddedeki dört koşuldan birisi bile eksik olursa suç olmaz demişsiniz, birisi bile olmadan bu madde uygulanmış!
• Yaşanacak sorunları öngörerek anlatan Yargıtay Üyesine “Boş hikâye anlattın “ demişsiniz ama pratiğe dair her söylediği doğru çıkmış!
• “Bu değişiklikle basın özgürlüğü sıralamasında üst sıralara tırmanacağız” demişsiniz daha da gerilemişiz!
• Anayasa Mahkemesi E.2022/129, K.2023/189 Sayılı Kararında açıkça “şartlardan biri gerçekleşmezse suç oluşmaz” demiş. Hakim/savcılar bu kararı da takmamış!
“… 38. Ceza hukukunda kişinin bir suç nedeniyle cezalandırılabilmesi içi

