Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol grubunun haftalık toplantısında gerçekleştirdiği detaylı konuşmasında, Orta Doğu’daki son gelişmelerden Türkiye’nin dış siyasetine, ülke ekonomisinden iç politikalara kadar pek çok konuda kapsamlı değerlendirmeler sundu. Bölgedeki mevcut duruma dikkat çekerek, yaşanan olaylara ilişkin derin kaygılarını ve öfkesini dile getiren Arıkan, “Bu bayramı da maalesef İran’da vurulan okullar, Lübnan’a yağan bombalar ve Mescid-i Aksa’nın mahzun hali nedeniyle endişeli ve öfkeli geçirdik. İslam dünyasının en kutsal ayı ramazanda, en kutsal mabetlerinden Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılması kabul edilemez bir durumdur” ifadelerini kullandı. Uzun yıllar sonra Mescid-i Aksa’da bayram namazının eda edilememesini hatırlatan Arıkan, şairin ‘İnsanların ruhundan yapılmıştır’ dediği Beyrut’un ramazan ayında bombalarla harap edildiğini ve İran’da çocukların ölümüyle vicdanlarda insanlığın da yok olduğunu belirtti. Bu acı olayların ardında yatan yegane nedeni açıklayan Arıkan, “Elbette bütün bunların tek bir sebebi var. Ne nükleer program, ne balistik füzeler, ne kadın hakları ne şu ne bu. Amerika ve İsrail, bu bölgenin halklarını kelimenin tam anlamıyla ‘kendisine köle’ yapmak istiyor” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
İran Meselesi: Türkiye ile Ortak Cephe
İran’a yönelik saldırılar hakkında yaptığı değerlendirmede ise Arıkan, “Biz, İran taraftarı değiliz. Biz, İran’la aynı taraftayız” diyerek Türkiye’nin duruşunu netleştirdi. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde ve İsrail’in Arz-ı Mev’ud hedeflerinde Türkiye ile İran arasında herhangi bir farklılık bulunmadığını vurgulayan Arıkan, sözlerine şöyle devam etti: “Günün sonunda Siyonizmin gözünde İran ne kadar hedefse, Türkiye o kadar hedeftir. O yüzden Türkiye ile İran, aynı tarafta olmak mecburiyetindedir. Bugün İran meselesi birtakım çevrelerin ısrarla kaşıdığı, mezhepler üzerinden ele alınacak bir ‘ilahiyat’ meselesi değildir. Yine birtakım çevrelerin ısrarla üzerinde durduğu tarihsel farklılıklar üzerinden ele alınacak bir ‘tarih’ meselesi de değildir. Bugün bu mesele jeopolitik, ekonomik ve demografik bir meseledir. Türkiye, bu üç konuda da İran’daki savaşın olumsuz etkileriyle karşı karşıyadır. Komşularımızın iç barışı, istikrarı ve güvenliği bölgemizin geleceği için kıymetlidir.”
Trump’a Sert Tepki: “Hesap Tahran’da Tutmadı”
Dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a dair yaptığı açıklamalara sert tepki gösteren Arıkan, şu ifadeleri kullandı: “İran’daki enerji tesislerine yönelik saldırıları beş gün ertelediğini söylüyor. Bir dakika ya, sen kim oluyorsun? Kime ne süresi veriyorsun? Kime ne süresi veriyorsun. Ey Trump. Bunlar daha iyi günlerin. Yakında kaçacak delik bulamayacaksın. Senin bu açıklamaların köşeye sıkışmanın verdiği çaresizlikle zaman kazanma çabasından başka bir şey değildir. Washington’daki hesap Tahran’da tutmamıştır ve şimdi bunun üzerini örtmeye çalışıyorsunuz. Bölgedeki üsleri tarumar oldu, demir kubbeleri kevgire döndü, Hürmüz’ün sularında boğuldu.”
D-8 Potansiyeli ve Hükümete Çağrı
D-8 örgütünün daha etkin hale getirilmesi gerektiğine işaret eden Mahmut Arıkan, bu oluşumun sadece iktisadi bir yapıdan ibaret olmadığını belirtti. “D-8 sadece bir ekonomik organizasyon değildir. Asya’dan Afrika’ya uzanan, dünyanın en kritik enerji ve ticaret hatlarının merkezinde yer alan stratejik bir güç potansiyelidir. 1 milyarı aşan nüfusu ve trilyon dolarlık ekonomik hacmiyle büyük bir imkan sunmaktadır. Dünyanın en kritik enerji üretim alanlarının üzerindedir. Küresel ticaretin ana damarları olan ulaşım ve nakil hatlarını kontrol edebilecek konumdadır. İstanbul Boğazı’ndan Çanakkale’ye, Süveyş Kanalı’ndan Aden Körfezi’ne, Hürmüz Boğazı’ndan Basra Körfezi’ne kadar uzanan hayati jeostratejik merkezlerin tam kalbinde yer almaktadır. Ama asıl güç buradan da büyüktür. D-8, 1 milyarı aşan nüfusu ile, 5 trilyon dolara yaklaşan ekonomik hacmi ile, eşi benzeri az bulunan bir potansiyeli temsil etmektedir.” ifadelerini kullanan Arıkan, daimi sekreterliği İstanbul’da bulunan ve bu denli stratejik güce sahip kuruluşu göz ardı eden iktidara şu soruyu yöneltti: “Bu kadar olan biten karşısında ne zaman harekete geçeceksiniz? Ne zaman harekete geçireceksiniz?”
‘Kanal İstanbul’a Kritik Uyarı: “Boğazlar Egemenlik Belgemizdir”
Konuşmasının önemli bir bölümünde, AKP’nin yoğun tepkilere rağmen vazgeçmediği ‘Kanal İstanbul’ projesine değinen Arıkan, “Bugün Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler bize bir gerçeği haykırıyor. Boğazlar sadece birer su yolu, birer coğrafi geçit değildir. Boğazların stratejik önemini tartışmaya açabilecek Kanal İstanbul denilen, ekonomik ve politik akılla izah edilemeyecek o ‘fantastik’ projeden vazgeçin. Boğazlar milletimizin egemenlik belgesidir. Montrö Antlaşması ile güvence altına alınmış boğazları tartışmaya açmanın, bu tapuyu zayıflatmanın kimseye faydası yoktur” şeklinde konuştu.

