1. Haberler
  2. Gündem
  3. Erdoğan’dan Bölgeye Çağrı: “Tahran’daki Gözyaşlarının Riyad’dakilerden Farkı Ne?”

Erdoğan’dan Bölgeye Çağrı: “Tahran’daki Gözyaşlarının Riyad’dakilerden Farkı Ne?”

Erdoğan bugün AKP toplantısında bölge ülkelerine birlik çağrısı yaparak İsrail'in Mescid-i Aksa'yı kapatmasını sert dille eleştirdi.

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda bölgedeki gerilimler üzerine önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasının ana eksenini İran ile ABD/İsrail arasındaki süregelen çatışma oluşturdu. Erdoğan, “İsrail’in kışkırtmaları neticesinde 28 Şubat tarihinde İran’a yönelik başlayan savaş, bölgemizi kan ve barut dumanına boğmayı sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Masumiyeti olan, hiçbir şeyden habersiz çocuklar, okullarında eğitim görürken füze ve bombaların hedefi haline geliyor. Coğrafyamız, son yüzyılın en çetin, en zorlu dönemlerinden geçiyor. Gözleri kin ve nefretle kararmış bir soykırım şebekesi, güya dini gerekçelerin ardına saklanarak bölgemizi büyük bir felakete sürüklüyor.”

Ortak Acımız ve Kardeşlik Vurgusu

“Şunu bir kez daha net bir şekilde ifade etmek isterim: Nerede olursa olsun merhametsizce katledilenler bizim kardeşlerimizdir. Hayatlarını okul sıralarında yitiren çocuklar bizim evlatlarımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim analarımızdır. Bombaların viraneye çevirdiği kentler aynı biçimde bizim şehirlerimizdir. Yıkılan, harap olan, yağmalanan ve tarumar edilen mekânlar bizim bölgemizdir.”

“Gözyaşlarının ve İsimlerin Ne Farkı Var?”

“Şu noktada yüreğim kan ağlayarak soruyorum; İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da akıtılan gözyaşlarının Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş kentlerinde dökülenlerden Tanrı aşkına ne ayrımı bulunuyor? Katliam örgütünün gözünde adımızın Ali, Murtaza, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan veya Hüseyin olmasının ne önemi var?”

“Gerek İran’da gerek Körfez’de olsun, fırlatılan her füzeyle zarar gören, hedef alınan, yara alan bizler değil miyiz? Bu manasız çatışma yüzünden kan kaybeden, bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve insansız hava araçları (dronlar) tarafından yok edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri, bölgedeki kardeşlerimizin kaynaklarını temsil etmiyor mu?”

“27 gündür hiçbir prensip, değer veya kaideye riayet etmeyen saldırganların bakış açısında Şii ya da Sünni olmamızın, Türk, Kürt, Arap veya Fars olmamızın Tanrı aşkına bir önemi var mı? Bakın, tüm içtenliğimle soruyorum; mezheplerimiz ve etnik kökenlerimiz farklı olsa da, coğrafyamızın dört bir köşesinde dökülen kanlar, soruyorum, bizim kanımız değil mi?”

Türkiye’nin Tarafsızlık ve Birlik Çağrısı

“Şundan herkesin emin olmasını isterim ki, biz ne kardeşlerimiz ile komşularımız arasında bir ayrım gözetiriz ne de kardeşlerimizin ıstıraplarına kayıtsız kalırız. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti olarak, iyi gününde dost ve kardeş saydığımız toplulukları kötü günde asla yalnız bırakmayız. Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken, bin yıl öncesine ait tartışmaları yeniden masaya yatırmayı, eski meseleleri tekrar gündeme getirmeyi, birliğe değil nifaka hizmet edecek ajandaların peşinden gitmeyi asla ve kesinlikle doğru bulmadığımızı bir kez daha belirtmek durumundayım.”

“Sosyal medya mecraları aracılığıyla icra edilen psikolojik operasyonlara karşı son derece tedbirliyiz. Kardeş halklar arasında dargınlıkları artıracak, düşmanlığı körükleyecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan “böl, parçala, yönet” stratejilerine destek sağlayacak her türlü girişim ve müzakereyi geri çeviriyoruz.”

“Dünyanın en kritik coğrafyasında, Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar olarak yüzlerce yıldır bir arada yaşamaktayız. Aynı kaderi ve aynı mekânı paylaşmaktayız. Ortak bölgemizde yüzyıllardır acımız da, derdimiz de, hüznümüz de, sevincimiz de, heyecanımız da, coşkumuz da tek olmuştur. Geçmişimiz gibi, umarım geleceğimiz de bir ve birlikte olacaktır. Şu anki karmaşa bulutu dağıldıktan sonra, komşular ve kardeşler olarak yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bombaların ve füzelerin ölümcül gürültüsü inşallah dindikten sonra, biz bu coğrafyada yeniden birlikte var olacağız. Bu hakikatin hiç kimse tarafından unutulmaması gerektiğine inanıyorum.”

Bölgedeki Gerilim ve Uluslararası Yansımaları

“Kabine toplantımızın ardından yaptığımız basın açıklamasında da dile getirdiğim üzere, savaş her ne kadar İsrail’in savaşı olsa da, ortaya çıkan ağır maliyeti önce Müslümanlar, ardından da bütün insanlık ödemektedir. Netanyahu hükümeti yalnızca komşumuz İran’ı hedef almakla kalmıyor, aynı zamanda Lübnan’ı işgal etme planlarını da aşama aşama uygulamaya koyuyor.”

“İşgalci kuvvetlerin saldırıları sonucunda 2 Mart’tan itibaren 1100 Lübnanlı yaşamını yitirmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz ise yerinden yurdundan olmuştur. İsrail, Suriye’yi de huzursuz bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını çiğneyen saldırgan eylemlerine inatla devam etmektedir.”

Mescid-i Aksa’nın Kapatılmasına Tepki

“Siyonist katliam örgütü, ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’yı 27 gündür ibadete kapalı tutmaktadır. İsrail’in kapılarını mühürlediği Mescid-i Aksa’da, 1967 yılından bu yana ilk defa bayram namazı kılınamadı. Bu denli bir kural tanımazlık ve haydutluk, her şeyden önce 2 milyar Müslüman’ın inancına yönelik küstahça bir saldırıdır. Her ne mazeretle olursa olsun, Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, kısıtlanamaz, yasaklanamaz.”

“Merhum Akif Emre’nin “kainatın var oluş sırrına açılan kapı” şeklinde tanımladığı Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmak, insaniyetimizin bir icabıdır.”

“Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil bu hakikati bakın nasıl ifade ediyor: “Vicdan aklını koruyabilen her insanın, sadece Filistin’de değil, bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkûm etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir. Şimdi, tutsak El Aksa, bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak gerçek bağımsızlığı savunmaktır.””

“Ben de bugün şunu söylüyorum ki, Kudüs-ü Şerif’i ve Mescid-i Aksa’yı müdafaa etmek, insanlığı müdafaa etmektir.”

“Mevcut gelişmelerden ayrı olarak, İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne karşı çıkması, sesini yükseltmesi ve verilebilecek en güçlü mukavemeti göstermesi temel görevimizdir. Türkiye bu hususta üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye devam edecektir. “Lailaheillallah İbrahim Halilullah” ifadesinde billurlaşan kapsayıcı anlayışla Kudüs’e sahip çıkmayı inşallah sürdüreceğiz.”

Barışçıl Politika ve Zorbalığa Karşı Duran Tutum

“Değerli kardeşlerim, bu fırsatla şunu vurgulamak isterim ki, biz bölgemizin her zerresinde barışın, adaletin ve istikrarın sağlanmasından yanayız. Evrensel insani değerlerin, çeşitli kültürlerin, farklı kökenlerin ve farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama azminin en güçlü savunucularıyız. Ancak, her türlü yasa dışılığın, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden kaynaklanırsa kaynaklansın sonuna dek karşısında durmaktayız.”

“Herkes şunu idrak etmelidir ki, devlet olarak etrafımızı kuşatan nefret söylemlerine, savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma ortamına asla boyun eğmeyeceğiz. Tarihin ve vicdanın doğru cephesinde yer almanın verdiği haklı özgüvenle hareket edecek, sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı hiçbir zaman yitirmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur merkezine oturtulan barışçıl dış politikamızdan ödün vermeyeceğiz.”

Erdoğan’dan Bölgeye Çağrı: “Tahran’daki Gözyaşlarının Riyad’dakilerden Farkı Ne?”
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter