İzmir’deki kamu sağlık hizmetlerinin geleceğiyle ilgili kaygılar giderek yükseliyor. Son olarak Resmi Gazete’de yayımlanan bir Cumhurbaşkanı kararıyla, halihazırda faaliyet gösteren Selçuk Devlet Hastanesi de dahil olmak üzere birçok hastane arazisinin satış listesine alınması, kentin köklü sağlık kuruluşlarının akıbetine dair ciddi soru işaretleri doğurdu.
İzmir’de Kamu Sağlık Arazileri Satış Listesinde
Söz konusu karara göre, Muğla’da hizmetine son verilen üç devlet hastanesi ile Aydın ve Balıkesir’de kapatılan iki devlet hastanesinin arazileri de satış listesinde yer alıyor. Bu gelişme, kamuya ait sağlık tesislerinin geleceği hakkında endişeleri körüklüyor.
Şehir Hastaneleri Tartışmaları ve Kamu Hastanelerinin Akıbeti
İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Yüce Ayhan, bu kritik duruma dikkat çekerek, Bozyaka Eğitim Araştırma Hastanesi’nin yıkım çalışmalarına başlandığını hatırlattı. Dr. Ayhan, ayrıca şehir merkezindeki Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi, Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Alsancak Devlet Hastanesi gibi önemli kamu hastanelerinin atıl durumda bırakılmasına vurgu yaptı. Dr. Ayhan, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Kamu hastaneleri arazilerinin satış kararlarının tam da İzmir’e ikinci şehir hastanesi tartışmaları başladığında çıkması dikkat çekici. Yeni bir şehir hastanesi yapma planı olunca bu arazilerin ne olacağı sorusu gündeme geliyor. Bu hastaneleri, yeni şehir hastanesini yaşama geçirmeden önce yenilemek ve güçlendirerek yeni bir hastane yapılanması yapmak mümkünken bunun tercih edilmediğini görüyoruz. Sanki bu hastaneler kısa vadede hizmete sokulmak istenmiyor. Büyük yatırımlara yönelip bir ‘karadelik’ olan şehir hastanelerinin bir yıllık kirasıyla Türkiye’de pek çok hastanenin yeniden yapılabilir.”
Dr. Ayhan: ‘Bu Bir Özelleştirme ve Sancılarını Yaşıyoruz’
Sağlık sistemindeki bu yönelimin aile sağlığı merkezlerine yapılan yatırımları da olumsuz etkilediğini belirten Dr. Ayhan, şunları kaydetti: “Kamu, aile sağlığı merkezi binası yapmıyor ama gidiyor şehir hastanesi için çok ciddi rakamlar ayrılıyor. Yani bakanlığın veya SGK’nin kamu sağlık hizmetlerini güçlendirecek, geliştirecek bir yol izlemesi gerekirken işte kamuözel ortaklığı olarak adlandırılan sermaye gruplarına bir finans aktarım kuruluşu gibi, bir ‘broker’ gibi davranması bizim açımızdan üzücü. Dolayısıyla bu bir özelleştirme. Zaten bu özelleştirilmenin sancılarını yaşıyoruz. İşte yenidoğan skandalları, e-imza skandalları çıkıyor. Bizim isteğimiz, toplumun yararına kamu sağlık hizmeti verecek şekilde tüm basamakların güçlendirilmesi. Kamu kaynaklarının kamu hastaneleri için kullanılması. Bu hastanelerin, kamu hastanelerinin de arazilerinin de gene kamu sağlık tesisleri için kullanılması konusunda ısrarcı ve takipçiyiz.”

