1. Haberler
  2. Gündem
  3. Ulusal Sempozyum: Çocukların Sağlık ve Eğitim Hakkı, Çocuk İşçiliği Masaya Yatırıldı

Ulusal Sempozyum: Çocukların Sağlık ve Eğitim Hakkı, Çocuk İşçiliği Masaya Yatırıldı

ATO’nun Ankara’daki dünkü sempozyumunda uzmanlar; derinleşen çocuk yoksulluğu ve iş cinayetlerine karşı kamusal, laik eğitim çağrısı yaptı.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ankara Tabip Odası (ATO) Toplantı Salonu, dün Dr. Nevzat Eren’in anısına ithafen düzenlenen Ulusal Halk Sağlığı Sempozyumu’na ev sahipliği yaptı. Akademisyenleri, hekimleri ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerini bir araya getiren bu önemli etkinlikte, Türkiye’deki çocukların karşı karşıya kaldığı güncel meseleler derinlemesine incelendi. Çocukların mevcut durumu ve geleceği, yoksulluk, eşitsizlik, sağlık hizmetlerine erişim, eğitim olanakları ve hukuki boyutları gibi farklı açılardan masaya yatırıldı.

Sempozyumun Kapsamı ve Tartışılan Ana Başlıklar

Uzmanlar, etkinlik kapsamında belirlenen “Türkiye’de Eşitsizlik, Yoksulluk ve Çocuk Yoksulluğu”, “Çocuk Sağlığı ve Sağlık Politikaları”, “MESEM’den ÇEDES’e Eğitim Politikaları”, “Çocuklar, Suç ve Bağımlılık” ve “Çocuklara Daha İyi Bir Memleketi Nasıl Bırakırız?” gibi başlıklarda sunumlar gerçekleştirdi.

Açılış Konuşmaları ve Oturum Yöneticileri

Sempozyumun açılış hitapları, Ankara Tabip Odası Başkanı Dr. Mine Coşkun, ATO Halk Sağlığı Komisyonu’ndan Dr. Ebru Basa ve merhum Nevzat Eren’in ailesi tarafından gerçekleştirildi. Prof. Dr. Ayşe Akın’ın kolaylaştırıcılığını üstlendiği “Eşitsizlik ve Yoksulluk” başlıklı oturumda Prof. Dr. Ebru Voyvoda ve Dr. Erkan Müniroğlu görüşlerini aktardı. Dr. Ebru Basa’nın yönetimindeki “Çocuk Sağlığı ve Politikaları” bölümünde ise Dr. Togay Yılmaz, Dr. Göksel Vatansever ve Prof. Dr. Özlem Özcan sunumlarını sundu.

Dr. Mustafa Ersözlü’nün kolaylaştırdığı “MESEM’den ÇEDES’e Eğitim Politikaları” oturumunda Dr. Nurcan Korkmaz, Dr. Ebru Aylar Çankaya ve Murat Çakır konuşmacı olarak yer aldı. Dr. Asuman Doğan’ın kolaylaştırıcılığında düzenlenen “Çocuklar, Suç ve Bağımlılık” konulu panelde Av. Çisel Demirkan Sakallı, Av. Özge Fındık ve Prof. Dr. İnci İlhan panelist olarak katkı sağladı. Son oturum olan “Çocuklara Daha İyi Bir Memleketi Nasıl Bırakırız?” forumunda ise Prof. Dr. Erhan Nalçacı bir konuşma gerçekleştirdi.

Eğitim Bütçesi Tercihlerinde Çarpıcı Veriler

Eğitim Sen Ankara 5 No’lu Üniversiteler Şubesi TİS ve Hukuk Sekreteri ile Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümü araştırma görevlisi Dr. Erkan Müniroğlu, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesindeki düşüşe dikkat çekerek, bütçe önceliklerinin eğitimden başka alanlara yönlendirildiğini belirtti. Müniroğlu, tüm öğrencilerin bir yıllık yemek maliyetinin 171 milyar lira olduğunu vurgulayarak, şu sözleri kaydetti: “Devlet; işveren prim teşviki için 279 milyar lira, KÖİ modeli için yapılan sağlık testlerine 111 milyar aktarmış. Vergi harcamaları bütçenin yüzde 20’sine tekabül ediyor. Bütçenin sadece yüzde 1’ini ayırsak bu beslenme maliyetini karşılayacağız. Kaynak fazla fazla var. Bu tamamen tercih meselesi.”

Çocuk İşçiliği: Bir Halk Sağlığı Sorunu

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Togay Yılmaz, çocuk işçiliği sorununu ve bunun çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini ele aldı. Dr. Yılmaz, yaptığı değerlendirmede, “Bir çocuk işçilik yapıyorsa sistem onu koruyamamış demektir” ifadesini kullandı. Mevcut duruma dair önemli istatistikler sunan Yılmaz, “Türkiye’deki her 4 kişiden biri çocuk. 15-17 yaş grubundaki her 4 çocuktan birisi çalışma yaşamına katılmak zorunda kalıyor. Çocuklar çalışırken yaşamını yitiriyor. Son 20 yılda bin çocuğumuzu çalışırken kaybettik. Bu çocukların 3’te 1’i 15 yaşından küçük. Çocuk işçiliği öncelikle çocuk sağlığı açısından bir halk sağlığı problemi” sözleriyle durumu özetledi.

Eğitimde Ticarileşme ve Gericileşme Uyarısı

Eğitim-İş Sendikası Yaşam Boyu Öğrenme ve Yetişkin Eğitimi Uzmanı Nurcan Korkmaz ise eğitim sistemindeki ticarileşme ve gericileşme eğilimlerine dikkat çekti. Korkmaz, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) projelerinin ‘ekonomik yeniden üretim’, ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum) projelerinin ise ‘ideolojik yeniden üretim’ işlevi gördüğünü vurgulayarak, “Biri çocuğun emeğini, diğeri bilincini düzenler. Bu, sermaye ile siyasal İslam’ın kurduğu kirli bir ittifakın sonucudur” şeklinde konuştu. Eğitimdeki bu olumsuz gidişata ilişkin çarpıcı tespitlerde bulunan Korkmaz, sözlerini şöyle tamamladı: “‘Sermaye-Siyaset-Tarikat’ üçgeninde eğitim bir yandan piyasalaşırken bir yandan da gericileştirildi. Laik eğitim tasfiye edildi, alınıp satılan bir metaya dönüştü. Okullarda müfredat dinselleştirildi, protokoller yoluyla okullar ideolojik yapıların işgaline açıldı, öğretmenlerin yerine derslere imamların girdiği tablolarla karşılaşmaya başladık. Oysa laik eğitim yalnızca yaşam biçimine indirgenecek bir şey değildir aynı zamanda çocuk emeği sömürüsüne karşı çıkmak için kullanılacak en önemli mücadele aracıdır.”

Sorunların Kök Nedenleri ve Çözüm Önerisi

Avukat Özge Fındık ise sorunların temelinde “sınıflı toplum yapısının, eşitsizliğin, sermayedarların ucuz işgücü konusundaki doymak bilmez açgözlülüğünün ve mevcut düzenin bu sınırlara izin vermesinin yattığını” belirtti. Fındık, çözüm önerisini “bu düzeni ortadan kaldırarak, çocukların suçlu muamelesi görmediği ve onlara böyle bir hayatın layık görülmediği bir yaşamı inşa etmek” olarak özetledi.

Ulusal Sempozyum: Çocukların Sağlık ve Eğitim Hakkı, Çocuk İşçiliği Masaya Yatırıldı
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter