Bir demokratik cumhuriyetin temel taşları olan bireysel özgürlük, eşitlik, çoğulculuk, hukukun üstünlüğü ve dini ile etnik kimliklere karşı tarafsız bir laik devlet yapısı, günümüzde dinci ve etnikçi siyasetin tehdidi altında. Bu tür yaklaşımlar, devletin yapısını ve vatandaşlık tanımını din veya etnik köken üzerinden şekillendirerek, “halkın iradesi” yerine “bizim grubun/partinin iradesini” egemen kılmakta ve bu durum sistemin çöküşüne yol açmaktadır.
Demokratik Cumhuriyetin Temel İlkelerinin Doğrudan İhlali
Dinci ve etnikçi siyasetler, demokratik bir cumhuriyetin üzerine inşa edildiği temel prensiplere doğrudan aykırılık teşkil eder ve bu ilkeleri aşındırır.
Grup Üstünlüğü ve Eşit Vatandaşlık İlkesinin Ortadan Kaldırılması
Demokratik sistem, tüm vatandaşların kanunlar nezdinde eşitliğini savunurken, din temelli politikalar “inananlar/inanmayanlar” ayrımı, etnik temelli politikalar ise “bizim soyumuz/ötekiler” ayrımı yaratır. Bu ayrımcı yaklaşıma sahip gruplar, kendilerini devletin asli “sahibi” olarak konumlandırırken, diğerlerini “misafir” ya da daha da tehlikelisi, birer “tehdit” olarak görür. Bu durum, Anayasa’da güvence altına alınan eşitlik ilkesini fiilen geçersiz kılar ve devletin vatandaşlara yönelik muamelesinde “bizden olanlar” ile “bizden olmayanlar” ayrımına yol açar.
Çoğulculuk Yerine Tekçilik Anlayışı
Çoğulculuğun esas olduğu demokraside, farklı fikirlerin serbestçe ifade edilmesi ve rekabet etmesi esastır. Ancak dinci politikalar “mutlak hakikat” iddiasıyla, etnikçi politikalar ise “kültürel ve biyolojik gerçek” iddiasıyla tek bir doğruyu dayatır. Bu durum, serbest tartışma ortamını ve rekabeti ortadan kaldırarak toplumsal uzlaşmayı olanaksız hale getirir. İktidara yöneltilen muhalefet, basit bir “yanlış fikir” olmaktan çıkıp, “dine ihanet” veya “ulusa ihanet” olarak damgalanmaya başlar.
Hukukun Üstünlüğünün Aşındırılması ve Yargı Bağımsızlığının Sonu
Bu politikalar, hukukun üstünlüğü yerine ideolojinin üstünlüğünü benimser. Yasalar, dini metinlere ya da grubun “ruhuna” uygun olarak, iktidarın bakış açısı doğrultusunda yorumlanmaya başlanır. Yargı bağımsızlığına son verilir; yargıçlar ve savcılar, “doğru inanca,” “doğru etnik kökene” ya da “iktidara yakınlığa” göre göreve getirilir. Sonuç olarak, devleti temsil eden bağımsız tüm kurumlar fiilen ele geçirilerek Anayasa askıya alınır; Anayasa Mahkemesi (AYM) ve uluslararası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları uygulanmaz hale gelir.
Toplumsal Barışı ve Birlikte Yaşama İradesini Tehdit Eden Politikalar
Demokratik toplumlar, bireylerin “bir arada yaşama iradesi” sayesinde varlıklarını sürdürürken, dinci ve etnikçi politikalar sürekli olarak yeni “ötekiler” ve “düşmanlar” yaratma eğilimindedir. Seçim kampanyaları, fikir alışverişinden ziyade, “Dinimizi koruyoruz” veya “Soyumuzu koruyoruz” gibi iddialar üzerinden “beka korkusu” algısı yaratmaya odaklanır. Bu yaklaşımlar sonucunda azınlıklar ve her türlü muhalif kesim sistematik bir şekilde dışlanır, cezalandırılır; oy kullanma oranları düşer ve temsil mekanizmaları işlevsiz hale gelir. Toplumsal güven ortamı erozyona uğrar; insanlar birbirlerine “Dindar mı, dinsiz mi?”, “Hangi etnikten?” ya da “İktidardan yana mı muhalif mi?” gibi sorularla bakmaya başlar. Bu koşullar altında serbest tartışma, uzlaşma ve barış içinde birlikte yaşama imkânı ortadan kalkar.
En Vahim Uygulama: Dost-Düşman Tanımlarının Değişimi
Bu tür politikaların yol açtığı en ürkütücü durum, dinci ve etnikçi bir iktidarın, başlangıçta kendi kimliğiyle düşmanlaştırdığı gruplar arasında ani ve sert geçişler yapabilmesidir. Bu iktidar, dostunu düşman, düşmanını ise dost ilan edebilir; geniş halk kitlelerini de bu tutarsız değişimlere destek vermeye zorlayabilir. Dahası, kendisine ve kurduğu baskıcı rejime karşı muhalefet edenleri idam etme veya hapse atma gibi ağır yaptırımlara başvurmaktan çekinmez.
Emperyalizmin Gölgesi
Yazımızın buraya kadar olan kısmını okuduktan sonra başlıktaki “Emperyalizm nerede?” sorusu aklınıza takıldıysa, yanıtım oldukça net ve açıktır:
“Dinci ve Etnikçi politikaları savunanların arkasına bakınız; tam da orada!”

