İran ile ABD arasındaki gerilimli süreçte su arıtma tesislerinin hedef alınması ve Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemi, küresel su krizi ihtimalini ve Kanal İstanbul’un Montrö Boğazlar Sözleşmesi üzerindeki olası etkilerini yeniden tartışmaya açtı. Bu kritik gündemle ilgili olarak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan, Cumhuriyet gazetesine önemli açıklamalarda bulundu. Aslan, dünya genelinde giderek derinleşen su kıtlığına dikkat çekerek, bu durumun Türkiye ve İstanbul için de su kaynaklarına karşı daha hassas olmayı zorunlu kıldığını vurguladı.
Aslan, “Dünyada 2.2 milyar insan temiz suya erişimde sıkıntı yaşıyor. Bu durum ülke ve şehir olarak bizim de su konusunda daha duyarlı olmamızı gerektiriyor” ifadelerini kullandı. Mevcut baraj doluluk oranlarının yaklaşık yüzde 53 seviyesinde olduğunu belirten İBB Başkanvekili, iklim krizi ve kuraklığın etkisiyle yağışların azaldığını, bu nedenle su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığını kaydetti.
Su Kaynaklarını Korumak Bir Zorunluluk
Aslan, su kaynaklarını koruma sorumluluğuna değinerek, “İklim krizinin ve kuraklığın da etkisiyle eskisi kadar yağmur ve kar yağışı da olmuyor. Bu nedenle su kaynaklarımızı korumak zorundayız. Bu konuda önlem almak, herkese durumun ciddiyetini anlatmak ve yetkililerin harekete geçmesini sağlamak gibi sorumluluklarımız var” dedi.
Doğru planlama ile İstanbul’un şu anda bir su sorunu yaşamadığını ancak bunun gelecekte sorun yaşanmayacağı anlamına gelmediğini ifade eden Aslan, özellikle Kanal İstanbul projesinin yaratacağı büyük tahribata dikkat çekti. İstanbul’un su tüketiminin üçte ikisinin Avrupa Yakası’nda gerçekleşirken, su kaynaklarının sadece üçte birinin bu yakada bulunduğunu hatırlattı.
Sazlıbosna İçin Hukuki Mücadele Devam Ediyor
Kanal İstanbul projesi kapsamında, Avrupa Yakası’nın en kritik su kaynaklarından biri olan Sazlıbosna havzasına halihazırda 70 bin konut inşa edildiğini belirten Nuri Aslan, “19 Mart sonrası hızlanan bu süreç ile 120 bin konut yapılması hedefleniyor. Bu şekilde en önce korumamız gereken havza imara açılmış oluyor. Bu konuyla ilgili hukuki mücadelemize devam ediyoruz” diyerek, koruma altındaki havzanın yapılaşmaya açılmasına tepki gösterdi.
İSKİ’ye Yük: 500 Milyar Liralık Maliyet
Aslan, projenin hayata geçirilmesinde İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) görüş ve onayının alınmadığını, mevcut haliyle teknik açıdan hatalı olduğunu vurguladı. “Öncelikle bilinmeli ki her yere inşaat yapabilirsiniz ama her yere su havzası yapamazsınız” diyen Aslan, su havzalarında İSKİ’yi ve olası riskleri göz ardı ederek yapılaşmaya gidilmesinin ardından altyapı ihtiyacının ortaya çıktığını belirtti. Bu durumun bölgenin altyapı hizmetlerinin karşılanması için ciddi bir zaman ve maliyet gerektireceğini ifade eden Aslan, “Bu işlerin İSKİ’ye maliyeti yaklaşık 500 milyar lira. Bu, İSKİ’nin beş yıllık bütçesi demek. Beş yıl boyunca İSKİ’nin, çalışan maaşları da dahil hiçbir şeyi ödeyememesi demek” sözleriyle projenin İSKİ bütçesi üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serdi.
Kritik Barajlar Risk Altında: Sazlıdere ve Terkos
İBB Başkanvekili Aslan, açıklamalarına şöyle devam etti: “Öte yandan Sazlıbosna’da bulunan Sazlıdere barajı, İstanbul’un tamamının günlük suyunun yaklaşık yüzde 10’unu karşılıyor. Uzmanlar, Kanal İstanbul projesinden Terkos barajının da etkileneceğini söylüyor. Terkos İstanbul’un tamamının su ihtiyacının yaklaşık yüzde 17’sini, Avrupa Yakası’nın su ihtiyacının ise yarıdan fazlasını karşılıyor. Projeye girişenler Sazlıbosna’daki su havzasını devre dışı bırakıp uzun vadede dört baraj yaparak sorunu çözeceğini belirtiyor. Gelecekte yapılacak barajla bugünün su ihtiyacını koruyamazsınız.” Bu ifadelerle, projenin mevcut su kaynaklarına olumsuz etkilerini ve önerilen alternatif çözümlerin yetersizliğini dile getirdi.
Montrö ve Jeopolitik Riskler: Kanal İstanbul Uyarısı
Nuri Aslan, bölgesel çatışmalarda su kaynakları ve arıtma sistemlerinin hedef alınmasına dikkat çekerek, İran-ABD savaşında Hürmüz Boğazı’nın kilit rolünün ortada olduğunu belirtti. Türkiye’nin bu tür savaşlara dahil olmaması gerektiğini vurgulayan Aslan, Kanal İstanbul gibi projelerle Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni tartışmaya açacak her türlü girişimden kaçınılması gerektiğini söyledi. Aslan, “Boğazların sorumluluğu sağ duyulu biçimde alınmaya devam edilmeli” diyerek sözlerini tamamladı.

