Geçtiğimiz hafta Berlin’in bilinen meydanlarından Alexanderplatz, dikkat çekici bir eyleme sahne oldu. Kalabalığın neye tepki gösterdiğini anlamak amacıyla yaklaştığımda, mikrofonu eline almış genç bir eylemcinin, cep telefonundan Almanca sloganlar okuyarak kitleyi yönlendirdiğini gözlemledim. Katılımcıların taşıdığı pankartlar ve dalgalanan bayraklar, bu protestonun İran’a yönelik emperyalist müdahalelere karşı düzenlendiğini net bir şekilde ortaya koyuyordu.
Berlin’deki Protestonun Detayları
Protestocuların taşıdığı dövizlerde çarpıcı mesajlar yer alıyordu: “İran’dan uzak durun!”, “21. yüzyıl sömürgeciliği”, “İşgali durdurun”, “İran’dan elini çek”, “Özgür Filistin”. Pankartlar arasında özellikle dikkat çekici olanlardan birinde, Trump, Epstein ve üç kız çocuğunun bir arada görüldüğü bir fotoğrafın üzerinde “Hangi tarafı destekliyorsun?” sorusu yöneltiliyordu.
Başka bir pankartta ise Pehlevi hanedanının ABD’de ikamet eden temsilcisi Rıza Pehlevi, pembe okul çantalarından oluşan bir yığının üzerine basarak zirvedeki tahta erişmeye gayret ederken çizilmişti. Bu karikatürün altında belirgin bir şekilde “Pehlevi İran halkını kendi krallığı için feda etti” ifadesi okunuyordu.
Katılımcıların ortak hislerini yansıtan bu cümlenin, benim görüşüme göre, onursuz bir politikacının işitebileceği en korkunç itham olduğunu belirtmek gerekir. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’daki bir kız okulunu bombalayarak gerçekleştirdiği katliam, Berlin’in göbeğindeki bir meydanda büyük bir hiddet patlamasına yol açmış, Rıza Pehlevi de söz konusu karikatürle adeta ebediyen lanetlenmişti.
Bir Gazetecinin Protestodaki Deneyimi
Yaşananları dikkatle gözlemlerken ve telefonumla kayıt altına alırken, bir anda protestocuların arasından bir kadının beni kaydettiğini fark ettim. Ona bunun sebebini sormaya fırsat bulamadan, büyük bir öfkeyle yanıma yaklaştı ve ilk olarak Almanca konuşmaya başladı. Ben İngilizce karşılık verdiğimde hiddeti daha da arttı ve bana “Kimsiniz siz? Niye kaydediyorsunuz protestoyu?” diye sordu. Gazeteci olduğumu belirttiğimde ise iyice sinirlenerek “Hangi gazete? Ne amaçla?! Gidin buradan!” şeklinde yüksek sesle bağırdı.
Halbuki çevrede eylemi kayıt altına alan pek çok başka gazeteci bulunuyordu. Nihayetinde, yakındaki bir başka kişiyle Türkçe konuştuklarını işittiğimde, ben de Türkçe yanıt verdim. Bunun üzerine şaşkınlıkla “Türk müsünüz?” diye sordu. Eylemi tamamen tesadüfen gördüğümü ve bir gazeteci olarak ilgi duyduğumu ifade ettim.
Kısa bir an tereddüt edip ne amaçla kayıt yaptığımı sorduğunda, kadının kaygısını kavradım ve ona, “Ben İran’a yönelik emperyalist saldırının karşısındayım, endişelenmeyin” yanıtını verdim. O ise mırıldanarak, “Biz neler gördük, gelip görüntü alıp farklı amaçlarla yayıyorlar” şeklinde dert yandı.
Daha sonra başka bir kadının onu sakinleştirmesi yönündeki ikazıyla bir nebze gevşese de, eğer kendini kontrol edemeseydi beni oradan uzaklaştırmak için saldırabilecek derecede öfkeli bir hali vardı.
Emperyalizmin Gölgesinde Ortadoğu ve İran’ın Geleceği
Bu deneyimi, Ortadoğu’da süregelen savaşın, coğrafi uzaklığa rağmen birçok insanda uyandırdığı zihinsel durumu aktarabilmek adına kaleme aldım. Amerika ve İsrail, kontrol edilemez bir açgözlülük ve ihtirasla dünyayı terörize ederek açıkça savaş suçları işlerken, kimi çevreler onlara destek veriyor, diğerleri sessiz kalıyor ve bir kesim de sokaklarda tepkisini dile getiriyor.
Emperyalizmin kirli tertiplerine sessiz kalmayı reddedenler, aynı zamanda İran’daki molla rejimini desteklemekle itham ediliyor. Demokrasi ve insan haklarını savunan hiç kimse, aslında baskıcı molla rejimine arka çıktığı için değil; aksine, emperyalizmin önüne çıkan her şeyi yıkıp geçtiği bu bitmek bilmeyen eşkıyalığa karşı durduğu için İran halkının safında yer alıyor.
Irak Komünist Alternatif Örgütü’nün yaptığı uyarı oldukça mühimdir: Trump ve Netanyahu’nun İran halkına yönelttiği “Kaderinizi elinize alın” çağrıları büyük bir yanılsamadan ibarettir. Emperyalizmin gerçek amacı, İran halkının özgürlüğünü sağlamak değil, Ortadoğu coğrafyasının haritasını kendi çıkarları doğrultusunda tekrar şekillendirmektir.
Suriye’de vuku bulan olaylar İran’da tekerrür etmemeli; Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail bu kez hak ettikleri karşılığı almalıdır. İran halkı için temennimiz, devrimci bir ruhla dayanışmayı pekiştirerek molla rejiminden kendi mücadelesiyle kurtulması, ancak tahtı uğruna halkını feda eden, emperyalizm ve Siyonizm’in oyuncağı haline gelmiş monarşi kalıntılarına asla izin vermemesidir!

