1. Haberler
  2. Gündem
  3. İstanbul’a NATO Deniz Komutanlığı: Güvenlik Mimarisi Yeniden Şekilleniyor

İstanbul’a NATO Deniz Komutanlığı: Güvenlik Mimarisi Yeniden Şekilleniyor

MSB, Beykoz'da Karadeniz güvenliği odaklı Deniz Unsur Komutanlığı kuruyor. Hamle, Türkiye'nin bölgedeki askeri rolünü yeniden tanımlıyor.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Geçtiğimiz hafta Cumhuriyet gazetesinin Türkiye’de bir NATO Kolordu Karargâhı kurulacağına dair duyurusunun ardından, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) da kamuoyuna stratejik bir adım daha açıkladı: İstanbul’un Beykoz ilçesinde bir ‘Deniz Unsur Komutanlığı’ konuşlanması planlanıyor. Bu yeni gelişme, Türkiye’nin savunma ve bölgesel güvenlik mimarisindeki dönüşümleri bir kez daha gündeme getirdi.

Deniz Unsur Komutanlığı Duyurusu ve Uluslararası Ziyaret

Bakanlığın Deniz Unsur Komutanlığı’nın yerleşeceğine dair açıklaması, yabancı bir heyetin ziyareti üzerinden yapıldı. MSB tarafından yayımlanan metinde şu ifadelere yer verildi: “Çok Uluslu Kuvvet-Ukrayna Operasyonel Karargâhı Komutanı Tümgeneral Jean-Pierre Fague (Fransa) ve Komutan Yardımcısı Tümgeneral Richard Stewart Charles Bell (Birleşik Krallık) ile beraberindeki heyet tarafından, Anadolukavağı/Beykoz’da konuşlanması planlı Deniz Unsur Komutanlığına ziyaret gerçekleştirildi. Ziyarete, İstanbul Boğaz Komutanı Tuğamiral Özgür Erken ve Mayın Filosu Komutanı Tuğamiral Birol Orak ile Deniz Unsur Komutanlığı personeli de katıldı.” Çok Uluslu Kuvvet-Ukrayna Operasyonel Karargâhı’nın, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Ukrayna için güvenlik garantisi sağlamayı hedeflediği belirtildi.

MCM BLACK SEA Görev Grubu ile Bağlantı

Bakanlığın paylaşımında bahsi geçen, kurulması öngörülen Deniz Unsur Komutanlığı’nın, Cumhuriyet gazetesinin edindiği bilgilere göre, Türkiye-Romanya-Bulgaristan’ın **2024** yılında oluşturduğu “Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz (MCM BLACK SEA) Görev Grubu” ile ilintili olduğu ortaya çıktı. NATO tarafından desteklenen ancak resmi olarak NATO yapısına dahil olmayan bu görev grubunun temel amacı, Rusya-Ukrayna savaşıyla Karadeniz’e serilen mayınları etkisiz hale getirerek deniz trafiğinin emniyetini sağlamak. İstanbul’da kurulacak bu yapının, söz konusu görev grubunun daha teşkilatlı bir uzantısı olup olmayacağı ise merak konusu. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sona erdikten sonra Karadeniz güvenliğinde öncü bir rol üstlenebileceğini birçok kez dile getirmişti.

CHP’den Konuyla İlgili Soru İşaretleri ve Talepler

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kanadından, planlanan bu yapılarla ilgili olarak önemli sorular yöneltildi.

Yankı Bağcıoğlu’ndan Açıklama Beklentisi

CHP’nin Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, bu meselenin kamuoyundaki belirsizliklerinin giderilmesini talep etti. Bağcıoğlu, Milli Savunma Bakanlığı’na yönelik olarak şu soruları dile getirdi: Türkiye-Romanya-Bulgaristan görev grubunun bu yeni yapı ile kurumsal bir kimlik kazanıp kazanmayacağı, yapının Karadeniz’de yürütülen mayın karşı tedbirleri faaliyetleriyle sınırlı kalıp kalmayacağı, bu faaliyetlere Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin deniz unsurlarının katılıp katılmayacağı, böyle bir katılımın olması halinde Montrö Boğazlar Sözleşmesi hükümleriyle teknik olarak uyumlu olsa dahi sözleşmenin yerleşik uygulaması ve ruhu açısından nasıl değerlendirileceği hususlarında açıklık beklediğini belirtti.

Namık Tan: Türkiye’nin Askeri Rolü Yeniden Tanımlanıyor mu?

CHP Dış Politika ve Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan ise konuyu daha geniş bir perspektiften değerlendirdi. Tan, “Güvenlik alanında karşılaştığımız son gelişmeler, Türkiye’nin yeni bir bölgesel güvenlik mimarisinin parçası haline getirildiğini gösteriyor. NATO kuvvet yapısı içinde planlanan kara unsurlu MNC-TUR kolordusu ile Beykoz’da Ukrayna savaşı sonrası Karadeniz güvenliği için öngörülen çok uluslu deniz komutanlığı birlikte okunduğunda, Türkiye’nin askeri rolünün kara ve deniz boyutlarıyla yeniden tanımlandığı anlaşılıyor” ifadelerini kullandı. Namık Tan, asıl sorulması gereken soruları ise şöyle sıraladı: “Türkiye, hangi tehdit değerlendirmesiyle bu yapılarda rol üstleniyor? Türkiye, bu yeni bölgesel güvenlik mimarisinde karar verici bir merkez rolü mü üstlenecek, yoksa farklı kriz alanlarını birbirine bağlayan bir ileri konuşlanma ve operasyon platformu haline mi gelecek? Bu yapıların kriz anında kullanım sınırları nasıl olacak? Türkiye’nin siyasi ve askeri karar alma yetkisi nasıl korunacak?” Tan ayrıca, Deniz Unsur Komutanlığı duyurusunun bir ziyaret üzerinden yapılmasını eleştirerek, iktidardan “net ve şeffaf” bir tutum sergilemesini istedi.

Adana’daki NATO Kolordu Karargâhı İçin Beklentiler

Öte yandan, Adana’da kurulması planlanan NATO Kolordu Karargâhı ile ilgili olarak Yankı Bağcıoğlu, kamuoyunun temel beklentilerini şu şekilde ifade etti: “Karargâh yapısı çok uluslu olsa dahi nihai komuta ve kontrolün Türkiye’de kalmasının kesin olarak sağlanması, muharip unsurların (tümen/tugay) NATO’nun en etkin ve insan kaynağı açısından yeterli TSK’ye ait birliklerden oluşması, NATO Kuzey Atlantik Konseyi karar süreçlerinde Türkiye’nin milli menfaatleri gözetilerek gerekirse veto hakkının etkin şekilde kullanılması, bu kapsamda, Türkiye’nin onayı olmadan herhangi bir harekât icra edilmemesi, yapıldığı takdirde, yabancı askeri birlik konuşlanmalarının TBMM onayı ve denetimine tabi kılınması” gerekmektedir.

İstanbul’a NATO Deniz Komutanlığı: Güvenlik Mimarisi Yeniden Şekilleniyor
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter