1. Haberler
  2. Gündem
  3. ABD’yi Aklayan, İsrail’i Hedef Alan Koalisyon: Gerçekler Farklı

ABD’yi Aklayan, İsrail’i Hedef Alan Koalisyon: Gerçekler Farklı

Ankara'da AKP ve MHP, bölgedeki çatışmaları ABD'den bağımsız bir 'İsrail savaşı' olarak niteleyerek Washington'ı eleştiriden muaf tutuyor.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

AKP-MHP koalisyonunun son dönemdeki eylemleri ve beyanları yakından incelendiğinde, bu siyasi oluşumu “Amerika Birleşik Devletleri iyi ama İsrail kötü” koalisyonu olarak tanımlamak mümkündür. Bu ayrışık bakış açısı, Türkiye’nin mevcut dış politika duruşunu şekillendiren temel dinamiklerden biri olarak belirginleşmektedir.

AKP’nin Bakış Açısı ve Fuat Oktay’ın Sözleri

AKP’nin bu konudaki duruşunu ele alacak olursak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AKP Milletvekili Fuat Oktay’ın Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi’nde (STRATCOM) gerçekleştirdiği konuşma dikkat çekicidir. Oktay, söz konusu hitabında, “Bu ABD savaşı değil, İsrail savaşıdır ve tüm dünya, Amerikan vatandaşları da dahil, bunun bedelini ödüyor” ifadelerini kullandı. Eski cumhurbaşkanı yardımcısı da olan Fuat Oktay, konuşmasının devamında temel pozisyonlarını şu şekilde özetledi: “Türkiye olarak temel pozisyonumuz çok nettir: Bu savaş adil değildir, İsrail’in savaşıdır ve Körfez’e yayılmamalıdır. Bu savaşı durdurmak ve ateşkes sağlamak için elimizden geleni yapacağız.” AKP’nin bu tutumu, hükümet olarak imzaladıkları Riyad bildirisinde de zaten teyit edilmiştir.

MHP ve Devlet Bahçeli’nin Değerlendirmesi

AKP’nin koalisyon ortağını irdeleyecek olursak, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, geçen haftaki TBMM grup toplantısında savaşı değerlendirirken şu beyanı dile getirdi: “İsrail’in ABD yönetimine nüfuz etmesi, istikamet çizmesi büyük tehlikedir.” Bahçeli de temelinde Fuat Oktay gibi bu çatışmayı ABD’nin değil, İsrail’in bir savaşı olarak addediyor. İsrail’in ABD yönetimini etkileyerek bu savaşa sürüklediğini ifade etmektedir. Özetle, hem AKP hem de MHP, mevcut durumda ABD’yi değil, İsrail’i itham etmektedir.

Sorumluluk Kime Ait: Tartışmalı Tezin Eleştirisi

Ancak, Oktay ve Bahçeli’nin ortaya koyduğu bu tezin hakikatle örtüşmediği aşikardır. İran’a yönelik saldırıların gerçek faili ABD’dir. ABD içerisinde bu duruma karşı çıkanların veya itiraz edenlerin olması, bu gerçeği değiştirmemektedir. Nitekim, ABD’nin Afganistan, Irak ve Suriye’ye yönelik saldırılarına da itiraz edenler, hatta istifa eden yöneticiler bulunmaktaydı; fakat o savaşlar, neticesinde anlaşıldı ki ABD’nin savaşlarıydı.

ABD İçin İsrail: Bir İleri Karakol Anlayışı

İsrail-ABD ilişkisi, Türkiye’de ve bölgemizde bilhassa yanlış bir şekilde yorumlanmaktadır. Bunun başlıca sebebi, bölge hükümetlerinin ABD’yle olan ilişkilerini bu yöntemle “temize çıkarmaya” çalışmasıdır. ABD’ye açıkça karşı çıkamadıkları için daima İsrail’i suçlarlar. İsrail ve Yahudi lobisi Washington’da şüphesiz tesirlidir; ancak bunu ABD’yi tamamen kontrol eden bir ilişki olarak tanımlamak isabetli değildir, bilakis durum tam tersidir. ABD için İsrail, Ortadoğu stratejisini uygulamada istifade ettiği bir ön karakoldur. Bu sebeple de İsrail’i her şartta muhafaza etmeye çabalar ve bu ön karakolun sınırlarının genişlemesine destek verir.

Bölge Hükümetlerinin Çelişkili Tutumu

ABD’nin İran dahil bölge politikalarının İsrail’e de hizmet etmesi, bu politikaların gerçek sahibinin İsrail olduğu manasına gelmemektedir. Otuz beş yıldır süren tüm bu saldırıların nihai tahlilde esas gayesi dünya egemenliğidir. Peki, 9 milyonluk bir nüfusa sahip İsrail mi dünya egemenliği yürütebilecek ki bu politikaların gerçek sahibi o olsun? ABD’nin askeri, siyasi ve ekonomik sponsorluğu olmasa, İsrail mevcudiyetini dahi idame ettiremezdi. ABD’nin desteği olmasa, İsrail’in değil İran’a saldırması, Gazze’yi bile işgal etmesi olanaklı olmazdı. Hakikat budur. Fakat bu gerçek, ABD’yle işbirliği yapan iktidarlara zorluk çıkarmaktadır. Çünkü bölge halkları Gazze’deki soykırıma karşıdır; ancak bölge iktidarları, soykırımın sponsoruna karşı ses çıkaramayacakları için yalnızca İsrail’i yargılarlar. Sonuç olarak? ABD’yle işbirliği yürüttükleri için İsrail’in soykırımına mani olamadılar!

Bu Politikanın Sonuçları ve Direniş Potansiyeli

Bu “ABD’ye karşı ses çıkaramayıp İsrail’e kızma” ve “ABD’nin kusurlarını İsrail’e atfetme” stratejisi, köklü bir bölge politikasıdır. Ne yazık ki, Suud hanedanından Körfez’deki emirliklere ve Ankara’ya kadar bu durum böyledir. Böyle olduğu için de ne Filistin devletinin tanınmasını sağlayabildiler ne de İsrail’in genişlemesini önleyebildiler. Yine aynı sebepten ötürü, ABD’nin ne Irak ve Afganistan’a ne de Libya ve Suriye’ye yönelik saldırılarını engelleyebildiler. Tersine, bu saldırılardan yararlanmaya çalıştılar. İran’ın emperyalist ABD karşısındaki bugünkü direnişi, bu kısır döngüyü de aşma potansiyeli barındırmaktadır. Zira ABD bölgeden uzaklaştırılmadan, hiçbir bölge halkı için gerçekten hürriyet söz konusu değildir.

ABD’yi Aklayan, İsrail’i Hedef Alan Koalisyon: Gerçekler Farklı
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter