1. Haberler
  2. Gündem
  3. ArtAnkara: Ortadoğu Alevlerinde Cumhuriyet’in Barışçı Yüzü

ArtAnkara: Ortadoğu Alevlerinde Cumhuriyet’in Barışçı Yüzü

ArtAnkara, bölgedeki savaşların gölgesinde 25-29 Mart’ta Ankara’da gerçekleşerek Cumhuriyet’in barış ve sanat vizyonunu güçlü şekilde vurguladı.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İsrail-ABD-İran hattındaki çatışmalar şiddetlenirken, Yemen’den Gazze’ye, Lübnan’dan Körfez’e dek Ortadoğu bir kez daha gerilimlerin diliyle konuşuyor. Tam da böylesine çalkantılı bir dönemde, Ankara’da düzenlenen bir sanat fuarının koridorlarında gezinmek, sadece sanat eserlerine değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin neden kurulduğuna dair temel prensiplere de yeni bir bakış açısıyla yaklaşma ihtiyacını doğuruyor.

ArtAnkara: Sanatın Ardındaki Derin Anlam

ArtAnkara’nın kapılarını kapatmasının ardından yeni bir haftaya başlıyoruz. 25–29 Mart tarihleri arasında ATO Congresium’da gerçekleşen fuar, geride yalnızca sergilenen tablolar, heykeller ve galeriler bırakmadı. Çok daha derin bir anlam bıraktı: Bu ülkenin nasıl bir yaşamı savunduğunu hatırlatan güçlü bir his. Zira bir toplumda sanat konuşulabiliyorsa, insanlar bir eserin önünde durup tefekkür edebiliyorsa, genç nesiller kendi seslerini arayabiliyorsa, orada ortak yaşamın nabzı hâlâ atmaya devam ediyor demektir.

Bugün çevremize baktığımızda bu durumun değeri daha da net bir şekilde ortaya çıkıyor. Reuters’ın son raporuna göre, İsrail-ABD-İran hattındaki savaş genişlemiş durumda; Yemen’deki Husiler de 28 Mart’ta bu çatışmaya ilk kez doğrudan müdahil olduklarını açıkladı. Gazze’de saldırılar aralıksız sürerken, Lübnan hattındaki kırılganlık devam ediyor. Ortadoğu bir kez daha ölüm, misilleme ve belirsizlikle anılan bir bölge haline geldi.

Tam da bu noktada ArtAnkara’ya farklı bir perspektiften bakmak gerekiyor. Çünkü sanat, bu tür dönemlerde basit bir süs olmaktan öte, bir ülkenin yaşam arzusuna dair net bir yanıttır. Dışarıda füzeler konuşulurken içeride resimden bahsetmek, dünyaya sırt çevirmek anlamına gelmez; aksine insanlığın hangi tarafta durduğunu göstermektir. Yıkımın karşısında inşayı, nefretin karşısında söylemi, barbarlığın karşısında ise estetik formu savunmaktır.

Cumhuriyet’in Barış ve Yaşam Felsefesi

Cumhuriyet, bu topraklarda salt bir yönetim biçimi tesis etmek için değil, aksine bir yaşam felsefesi inşa etmek amacıyla ilan edildi. Hanedan gölgesinin yerine vatandaşlık bilincini, kulluğun yerine eşitliği, keyfi buyrukların yerine aklı, korkunun yerine ise hukukun üstünlüğünü ikame etmek içindir. Anayasa’nın 2. maddesi Türkiye Cumhuriyeti’ni demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlar. Dışişleri Bakanlığı da Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesini dış politikamızın temel yol gösterici çizgisi olarak açıklar. Bu ifade, sadece diplomatik bir söylem olmanın ötesinde, Cumhuriyet’in dünyaya ve insanlığa bakış açısını temsil etmektedir.

Savaş Değil, Barış İçin Varoluş

Bu nedenle, ülkemizi Ortadoğu’nun kaderine ortak etmek isteyenlere, Türkiye’nin yönünü sonu gelmeyen savaşlara, mezhepsel çekişmelere, kin ve intikam söylemlerine sürüklemek isteyenlere dönüp açıkça şunu söylemek gerekir: Türkiye Cumhuriyeti böyle kurulmadı. Bu devlet savaşın küllerinden doğdu, ancak savaşı bir kader olarak benimsemek için değil, kalıcı bir barışı inşa etmek adına var oldu. Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi tam da bu noktada belirginleşir. Mesele yalnızca sınırları korumak değildir; içeride insanın başını kaldırabileceği, sanatın konuşulabildiği, çocukların resme yaklaşabildiği, gençlerin gelecek kurabildiği bir hayatı mümkün kılmaktır.

ArtAnkara’nın koridorlarında gezinirken bende kalan duygu buydu. Galeriler, kalabalık, yeni arayışlar, genç sanatçılar, bir eserin önünde ağır ağır duran insanlar… Bunların hepsi küçük ayrıntılar gibi görünebilir. Ancak öyle değildirler. Bunlar, ortak yaşamın belirgin işaretleridir. Zira savaşın ilk yaptığı şey, zaten insanların bir arada durma hissini parçalamaktır. Sanat ise tam da bu parçalanan zemini yeniden birleştirmeye çalışır.

Hangi Yolu Seçeceğiz?

Dün akşam fuar sona erdi. Işıklar söndü. Kalabalık dağıldı. Ama geriye yine aynı temel soru kaldı: Nasıl bir ülkede yaşamak istiyoruz? Ortadoğu’nun bitmeyen karanlığını kendi kaderi olarak gören bir ülkede mi, yoksa Atatürk’ün inşa ettiği Cumhuriyet’in akıl, hukuk, sanat ve barış yolunda mı?

Benim cevabım açık. Türkiye’nin yönü savaşa değil, yaşama dönüktür. Bu yüzden bir sanat fuarı bazen sadece bir sergi değildir. Bazen bir memleketin hangi tarafta durduğunu en açık biçimde gözler önüne serer.

ArtAnkara: Ortadoğu Alevlerinde Cumhuriyet’in Barışçı Yüzü
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter