Manisa Turgutlu’daki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde felsefe öğretmenliği görevini yürüten Ramazan Avuşmak hakkında, ders sırasında öğrencilerine Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik sarf ettiği hakaretamiz ifadeler geniş çaplı tepkilere yol açtı. Avuşmak’ın Atatürk için “pedofili, kadın düşkünü, kumarbaz” gibi nitelemeler kullanması üzerine 11 öğrencinin şikayetiyle başlayan süreç, hukuki boyut kazanırken, ardından gelen tutuklama ve tahliye kararı gündeme oturdu.
Öğretmenin Sözleri ve Hukuki Süreç
Manisa Turgutlu’daki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde felsefe öğretmeni olan Ramazan Avuşmak’ın sınıfta öğrencilerine yönelik yaptığı açıklamalar büyük tartışma yarattı. Avuşmak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü hedef alarak “pedofili, kadın düşkünü, kumarbaz” gibi kabul edilemez ifadeler sarf etti. Bu çirkin ithamlar, 11 öğrencinin resmi şikayetiyle gün yüzüne çıktı ve bölgedeki ilerici demokratik kitle örgütleri de olaya kayıtsız kalmayarak hukuki girişimlerde bulundu.
Yaşanan bu gelişmelerin ardından, Ramazan Avuşmak hakkında 16 Mart tarihinde 5816 sayılı “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun” hükümleri çerçevesinde, Atatürk’ün anısına alenen hakaret suçundan kamu davası açıldı. Turgutlu 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nce yürütülen soruşturma neticesinde Avuşmak tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ancak, avukatının yaptığı itirazın değerlendirilmesi sonucunda mahkeme, Avuşmak’ın tutuksuz olarak yargılanmasına hükmederek tahliyesine karar verdi.
İslamcı Gruplardan Destek ve Savunmalar
Ramazan Avuşmak hakkında yürütülen soruşturmanın başlangıcından itibaren, çeşitli İslamcı grupların sosyal medya üzerinden bir algı operasyonu başlattığı gözlendi. Bu grupların ön saflarında, IŞİD ve El Kaide ile bağlantılı olduğu bilinen Selefi Halis Bayancuk (Ebuhanzala) liderliğindeki Tevhid ve Sünnet Cemaati yer aldı. Cemaatin sosyal medya platformlarındaki propaganda hesaplarından yapılan paylaşımlarda, Avuşmak’ın Atatürk’e yönelik sözleri, “Mustafa Kemal’in çok alkol tüketmesi sonucu her insan gibi sarhoş olduğunu söylemek” şeklinde yorumlandı. Devam eden soruşturma için ise “Kemalistlerin ihtiraslara kurban edilmek” nitelemesi kullanıldı.
Aynı zamanda, Bayancuk da geçtiğimiz günlerde kendi sosyal medya hesabından Avuşmak’ın yargı süreciyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Halis Bayancuk, konuya dair yaptığı paylaşımda şunları ifade etti: “Bu hazin tablo 5816 sayılı kanunun çıkmazlarıyla ya da Kemalizmin doymak bilmeyen kurban arzusu ve İslam’dan intikam alma hırsıyla açıklanamaz. Mevcut adalet sistemi her zulmü meşrulaştıracak kadar bozulmuştur.”
Cumhurbaşkanı Başdanışmanından Tepki
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral da Avuşmak’a ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden bir beyanat paylaştı. Saral, gazeteci Talat Atilla’nın ortaya attığı “Kavuşmak hakkında yapılan öğrenci şikayetlerinin okulda görevli bir müdür yardımcısı tarafından organize edildiği” iddiasına yanıt vererek şunları kaydetti: “Mustafa Kemal Atatürk üzerinden hassasiyet üretip bir eğitimcinin mesleğini ve itibarını hedef almak, en hafif ifadeyle fırsatçılıktır. Yıllarını öğrencilerine adamış bir öğretmene karşı ‘milli duyarlılık’ kisvesiyle yürütülen bu yaklaşım, kabul edilemez bir manipülasyon örneğidir.”
Menzil Bağlantısı ve Sendikanın Durumu
Bölgeden edinilen güvenilir bilgilere göre, aslen Adıyamanlı olan Ramazan Avuşmak’ın Menzil cemaatine yakınlığıyla bilinen bir şahsiyet olduğu ifade edildi. Aynı kaynaklar, Avuşmak’ın üyesi olduğu Eğitim-Bir-Sen sendikasının başlangıçta sessizliğini koruduğunu, ancak cemaat ve diğer İslamcı gruplardan gelen yoğun baskıların ardından geçtiğimiz günlerde bir açıklama yapmak durumunda kaldığını aktardı. Sendikanın yayınladığı bildirimde, Avuşmak’ın “belirli odaklar tarafından kurulan bir kumpasa maruz bırakıldığı” öne sürüldü. Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: “Bu tür kumpaslar, belli mahfillerin kitlelerini konsolide etmek için kullandıkları kirli numaralardır. 5816 sayılı kanun, amaç ve hukuki bağlamından koparılarak okul içinde öğrenci-öğretmen, yönetici-veli arasında çatışma konusu haline getirilmekte, eğitim-öğretim ortamını zehirleyecek istismar alanına dönüştürülmektedir.”

