1. Haberler
  2. Gündem
  3. Boğaz Yakınındaki Tanker Saldırısı: Bağcıoğlu’ndan Acil Güvenlik Çağrısı

Boğaz Yakınındaki Tanker Saldırısı: Bağcıoğlu’ndan Acil Güvenlik Çağrısı

CHP'li Bağcıoğlu, İstanbul Boğazı yakınında Türk tankerinin hedef alınması üzerine deniz güvenliği için acil askeri önlem ve caydırıcılık talep etti.

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

CHP’nin Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, İstanbul Boğazı’na yakın bir konumda Türk firmasına ait bir tankerin hedef alınmasıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Olayın vahametine dikkat çeken Bağcıoğlu, ülkenin deniz ticaret güvenliğini ve ulusal emniyetini ilgilendiren bu durum karşısında Türkiye’nin acil önlemler alması gerektiğini vurguladı.

Bağcıoğlu, ANKA Haber Ajansı’na verdiği demeçte, yaşanan saldırıyla ilgili henüz belirsizliklerin olduğunu ve savaşın yarattığı kaotik ortamda erken çıkarımlarda bulunmanın doğru olmadığını belirtti. “Bu olayda çeşitli spekülasyonlar mevcut. Kimin gerçekleştirdiği şu an için net değil. Savaşın ve çatışmaların bulanık atmosferi göz önüne alındığında, bu konuda yorum yapmak için henüz çok erken,” diyen Bağcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak burada yapabileceğimiz esas yorum, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, özellikle de Türk Deniz Kuvvetleri’nin bu alandaki güvenlik tedbirlerini artırmasının bir zorunluluk olduğudur.”

CHP Genel Başkan Yardımcısı, daha önce Türk Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB) içinde gerçekleşen en az beş veya altı tanker olayına atıfta bulundu. Bu bölgelerde devletlerin güvenlik sağlama gibi bir yükümlülüğü olmadığını, sadece arama kurtarma veya benzeri konularda yetkileri ve sorumlulukları bulunduğunu hatırlattı. Ancak son olayın İstanbul Boğazı’na “oldukça yakın bir alanda” vuku bulduğuna dikkat çekti.

Bu yakınlık sebebiyle durumun kritik olduğunu ifade eden Bağcıoğlu, “Dolayısıyla bu hem Türkiye’nin güvenliği açısından hem de deniz ticaretimizin emniyeti açısından sıkıntılı bir durum. Güney sınırlarımızda olduğu gibi gerekli tedbirlerin alınması, Deniz Kuvvetleri’nin burada donanma varlığıyla varlık gösterip bir caydırıcılık sağlaması, diplomatik kanallarla ilgili devletlerin ilgili birimlerine bu hassasiyetimizin iletilmesi ve bölgedeki askeri varlığımızın artırılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

BÖLGEDEKİ ASKERİ VARLIĞIMIZIN ARTIRILMASI GEREKİYOR

Bağcıoğlu’nun bu sözleri, mevcut durumun yalnızca bir ticari mesele değil, aynı zamanda ulusal bir güvenlik meselesi olduğunu açıkça ortaya koydu ve bölgede Türk askeri varlığının güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Geçmiş yıllardaki deniz ticareti güvenliği uygulamalarını hatırlatan Bağcıoğlu, yaklaşık 10 ila 14 yıl önce Aden Körfezi’nde deniz haydutluğuyla mücadele operasyonları yürütülürken Türkiye’nin o bölgede en az bir veya iki fırkateyn bulundurduğunu belirtti. “O zaman şirketi Türk olan bir ticaret gemisi haydutların olduğu bölgede arıza yaptığında Türk savaş gemisi yanından yaklaşık 40 saat ayrılmıyor, bekliyordu. Yani o uzak coğrafyada bile gemilerimizin güvenliğini sağlamak için Deniz Kuvvetleri böyle gayretler içindeydi,” ifadelerini kullandı.

Bu örnekle günümüzdeki duruma kıyaslama yapan Bağcıoğlu, “Bugün bunun olması çok büyük üzüntü verici. 12-13 mil ötemizde böyle bir olayın yaşanması asla kabul edilemez” diyerek derin bir üzüntü duyduğunu ve olayın kabul edilemez olduğunu vurguladı.

BUGÜN BUNUN OLMASI ÜZÜNTÜ VERİCİ

Bu sözleriyle Bağcıoğlu, Türkiye’nin kendi kıyılarına bu denli yakın bir noktada benzer bir koruyucu refleks gösterememesinin düşündürücü olduğunu dile getirdi.

Yaşananların bir milli güvenlik sorunu olup olmadığı sorusuna ise Bağcıoğlu, şu yanıtı verdi: “Şöyle bir milli güvenlik sorunu var: Bence bir planlama ve yönetim hatası. Yoksa Türk Deniz Kuvvetleri, bırakın Karadeniz’i, Ege ve Akdeniz’de bölgenin en etkin deniz kuvvetlerinden biri. Ama buna hâlâ engel olamıyorsak, belirli seviyede bir caydırıcılık sağlayamıyorsak demek ki burada bir planlama, yönetim ve kararlılık eksikliği olduğunu düşünebiliriz.”

BENCE BİR PLANLAMA VE YÖNETİM HATASI

Bağcıoğlu, Türk Deniz Kuvvetleri’nin gücüne rağmen bu tür olayların önüne geçilememesinin, stratejik bir eksiklikten kaynaklandığına işaret etti.

Yönetim ve planlama eksikliğinin ulusal güvenliği tehdit edecek olaylarla karşılaşma riskini artırdığının altını çizen Bağcıoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Bu zaten bir süredir devam eden bir olay. Bu, iki tarafın bir “sahte bayrak” operasyonu da olabilir veya Rus yakıtına yapılmış bir operasyon da olabilir. Savaşın sisi, çok belirsiz. Ama burada kesin olan bir gerçek, Türkiye’nin tedbir alması gerekiyor.”

Türkiye’nin Ukrayna-Rusya savaşı başladığından beri sergilediği duruşun “çok olumlu” olduğunu belirten Bağcıoğlu, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin ilgili maddelerinin uygulanması, her iki tarafla da diyalogun sürdürülmesi ve tarafsızlığın korunmasının bu açıdan olumlu gelişmeler olduğunu ifade etti. Ancak, bu tür hareketlerin ve gözlemlenen planlama ile yönetim eksikliğinin, “bu olumlu havayı bir anda bozduğunu ve milli güvenliğimizi ciddi bir tehdit haline getirdiğini” sözlerine ekledi.

TÜRK BAYRAKLI TİCARET GEMİLERİNİ GÖZ BEBEĞİMİZ GİBİ KORUMAMIZ GEREKİR

Yankı Bağcıoğlu, konuşmasının sonunda Türk bayraklı ticaret gemilerinin önemine vurgu yaparak, “Türk bayraklı ticaret gemileri göz bebeğimiz gibi korumamız gereken unsurlar. Denizlerdeki hak ve menfaatlerimizin en büyük göstergesi bunlardır” ifadelerini kullandı. Bu gemilerin ülkenin denizlerdeki gücünü ve çıkarlarını temsil ettiğini, dolayısıyla mutlak bir koruma altında olmaları gerektiğini belirtti.

Boğaz Yakınındaki Tanker Saldırısı: Bağcıoğlu’ndan Acil Güvenlik Çağrısı
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter