1. Haberler
  2. Gündem
  3. İsveç’e İkinci Ziyaret: Stockholm’ün Sakin Ritmi ve Sanatla Dolu Günler

İsveç’e İkinci Ziyaret: Stockholm’ün Sakin Ritmi ve Sanatla Dolu Günler

Euroturkler.com yazarı Stockholm’de kentin müze kültürünü, İsveçlilerin sabrını ve pasaport kontrolündeki yeni giriş kurallarını kaleme aldı.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Euroturkler.com yazarı olarak İsveç’e ilk seyahatim haber amaçlıyken, bu kez kızım ile beraber Stockholm’de üç günlük turistik bir mola vermek üzere yola çıktık. Ülkeye adım attığımız andan itibaren, sakin ve anlayışlı tavırlarıyla dikkat çeken İsveçlilerin misafirperverliğiyle karşılaştık. Uçaktan indikten sonra pasaport kontrol noktasına ulaştığımızda, ilk olarak “Ülkeye giriş kuralları değişti. Daha çok bilgi gerektiği için görüşme süreleri uzuyor” şeklindeki bir bilgilendirme yazısıyla karşılaştık. Akabinde uzayan sorgulamalar ve sonu gelmeyen kuyruklarla karşılaştık. Uygulanan kurallar sıkı olsa da, herhangi bir insan hakları ihlali söz konusu değildi. Tüm yetkililer saygılı ve kibar bir tutum sergiliyor, hatta görüşmelerin sonunda Türkçe “teşekkür ederim” demeyi ihmal etmiyorlardı.

Pasaport kontrol aşamasını tamamladıktan sonra Stockholm gezimiz resmen başlamış oldu. Üç günlük kısa bir ziyaretle bir ülkeye, bir şehre ve orada yaşayan insanlara dair kesin tespitler veya genel çıkarımlar yapmak elbette mümkün değil; ancak ufak tefek gözlemler ve deneyimlerle belirli bir fikir edinmek imkansız değil.

İsveçlilerin Sabrı ve Anlayışı

İlk izlenimimiz: İsveçliler ne gergin ne de sabırsız! Otobüs şoförlerinden mağaza ve dükkan çalışanlarına, devlet görevlilerine kadar herkes daima sakin ve anlayışlı. Sesler yükselmiyor, herhangi bir anlaşmazlık yaşanmıyor. Yaşadığımız iki örnek bu durumu açıkça ortaya koyuyor:

Şehir merkezinden bindiğimiz havaalanı otobüsündeyiz. Kalkış saati gelmiş, otobüs hareket etmek üzereydi. Tam o sırada iki Türk genç binmek için hamle yaptı, ancak biletleri yoktu. Şoföre ücreti sordular. Ücreti öğrenince gençlerden biri arkadaşına dönüp, “Pahalıymış, diğer şirket daha mı ucuz acaba?” diye sordu. Ardından şoföre İngilizce olarak “Düşünüyorum” dedi. Şoför, “Ya binin ya inin, kalkıyorum” gibi bir ifade kullanmak yerine yalnızca “Peki” dedi. Bütün otobüs, gençlerin karar vermesini bekliyorduk. Hiç kimse “Ne oluyor, niye kalkmıyor otobüs?” diye sormadı. Sanki gençlerin havaalanına gitmek için hangi şirketi seçeceği, dünyanın en doğal problemiymiş gibiydi! Gençler bizimle gelmeye karar verdikten sonra nihayet yola çıkabildik.

İkinci örnek ise havaalanı güvenlik noktasından. Bu seferki olayın başkahramanı, hangi ülkenin vatandaşı olduğunu bilmediğim genç bir kadındı. Yanında çantalar dolusu kozmetik ve kişisel bakım eşyası bulunuyordu. Anladığım kadarıyla hepsini kabine alması mümkün değildi. Bir güvenlik görevlisi özellikle ona yardımcı olmak üzere görevlendirilmişti. Görevli, elinde kilitli şeffaf poşetlerle kadına, “Hangilerini buna koymak istersiniz?” diye sordu. Kadının cevabı: “Bilmiyorum, karar vermek çok zor.” Görevli, anlayışlı bir gülümsemeyle yardımcı olmaya çalışarak, “İsterseniz en çok kullandıklarınızdan başlayarak karar vermeye çalışın” dedi. Sonrasını bilmiyorum ama bu karar sürecinin oldukça uzun sürdüğüne eminim.

MÜZELERE İLGİ BÜYÜK

Stockholm, kolayca gezilebilen, sakin ve sanata dost bir şehir. Müzelere olan ilgi oldukça yüksek. Belirli günler ve saatlerde bazı müzeler yüzde 50 indirimli, bazıları ise tamamen ücretsiz giriş imkanı sunuyor. Ücretsiz giriş saatleri başladığında, soğuğa ve yağışa rağmen ziyaretçi akını başlıyor.

Şehrin merkezinde, Kraliyet Sarayı’nın hemen karşısında yer alan Ulusal Müze’yi gezerken insanın aklından “IKEA başka ülkede olamazmış” düşüncesi geçiyor. 1700’lü ve 1800’lü yıllarda saraylarda ve evlerde kullanılan mobilyaların minimalist ve dingin tasarımlarına hayran kalmamak imkânsız. Modern Sanat Müzesi ise şehrin merkezindeki Skeppsholmen adasında bulunuyor. Birçok müzeye ev sahipliği yapan bu adaya, bir köprüden yürüyerek ulaştık. Sürrealizm meraklılarını oldukça memnun edecek olan müzede, halen “Geç Dönem Picasso” sergisi de devam ediyor.

‘İRAN’DA REJİM DEĞİŞSİN’

Şehri gezerken bir protesto gösterisine denk geldik. Bu eylem, İranlı Rıza Pehlevi yanlıları tarafından “Rejim değişmeli” sloganları ve pankartlarla düzenleniyordu. Bazı İsveçliler de destek vermek amacıyla gelmişlerdi. Bir İranlı kadın, “Trump ya da İsrail yanlısı değiliz sadece bu rejimin gitmesini istiyoruz. O zaman ülkemize dönebiliriz” şeklinde konuştu. Yanındaki İsveçli kadın da eyleme katılım nedenini, “İranlı kadınların böyle bir rejimde nefes alma özgürlüğü yok” diyerek açıkladı.

Üç günlük ziyaretimiz çabucak sona erdi. Şehir küçük ve gezmesi kolay olsa da, daha uzun kalmayı arzu ederdik. Ülkeden, havaalanındaki duty free mağazalarındaki fiyatların şehir merkezindeki marketlerle neredeyse aynı olduğuna şaşırarak ve pasaport görevlilerince Türkçe uğurlanarak ayrıldık.

İsveç’e İkinci Ziyaret: Stockholm’ün Sakin Ritmi ve Sanatla Dolu Günler
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter