Milli Savunma Bakanlığı (MSB), son dönemde kamuoyunda tartışma konusu olan İstanbul Boğazı’nda kurulacak Deniz Unsur Komutanlığı ve Adana’daki Çok Uluslu Kolordu Karargâhı’na ilişkin kapsamlı bir açıklama yaparak, Montrö Sözleşmesi ve bölgesel sahiplik ilkelerinden asla taviz verilmeyeceğini kesin bir dille vurguladı.
Kamuoyunu Doğru Bilgilendirme Vurgusu
MSB, bazı basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında Türkiye’nin NATO’ya katkıları, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu ve Karadeniz’deki faaliyetler hakkında “eksik bilgiler üzerinden değerlendirmeler yapıldığı ve bazı kavramların karıştırıldığı” tespitini paylaştı. Bakanlık, kamuoyunu doğru ve zamanında bilgilendirmeyi temel aldığını, bu amaçla düzenli olarak haftalık basın bilgilendirme toplantıları düzenlediğini ve gazetecilerin sorularını yanıtladığını belirtti. Savunma ve güvenlik konularındaki tüm çalışmaların ilgili makamlarla eş güdümlü olarak yürütüldüğü, süreç tamamlandığında gerekli bilgilerin milli güvenliği tehlikeye atmayacak şekilde şeffafça halkla paylaşıldığı ifade edildi.
Türkiye’nin Karadeniz Stratejisi ve Montrö İlkeleri
Açıklamada, Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik temel stratejisi ve bu strateji çerçevesinde hayata geçirilen NATO ve NATO dışı çok uluslu Deniz Karargâhları ile Adana’da kurulumu devam eden Çok Uluslu Kolordu Karargâhı hakkında detaylı bilgiler sunuldu. Bakanlık, “Bölgesel sahiplik ilkesi ve Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesi söz konusu değildir. Bütün çalışmalar buna göre yapılmaktadır” diyerek kararlılığını vurguladı.
Türkiye’nin Karadeniz’deki güvenlik yaklaşımının, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına, ayrıca bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin öncelikli rol üstlenmesine dayandığı belirtildi. Bu yaklaşım sayesinde Karadeniz’in, geçmişte olduğu gibi günümüzde de geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmediği; Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Montrö hükümlerini “kararlılıkla uygulayarak” çatışmanın denize yayılmasını engellediği ifade edildi. Karadeniz’de artan jeopolitik rekabet ve güvenlik risklerine rağmen Türkiye, bölgedeki istikrarın muhafazası, gerilimin tırmandırılmaması ve güvenliğin öncelikle kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanması yönündeki duruşunu sürdürüyor. Ülkemiz, Karadeniz’in bir rekabet alanına dönüşmesini engellemeye yönelik girişimler almaya ve bölgesel güvenlik mimarisinin korunmasında aktif rol üstlenmeye devam ediyor.
”MONTRÖ’DEN TAVİZ SÖZ KONUSU DEĞİL”
Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu ve Deniz Unsur Komutanlığı
Açıklamada, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın anlaşmayla sona ermesi durumunda alınacak güvenlik düzenlemelerine yönelik planlamaların yürütüldüğü ve hâlihazırda 33 ülkenin katılma isteğini beyan ettiği “Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu”nun, NATO ile ilişkili olmayan çok uluslu bir girişim olduğu vurgulandı. Bu girişim kapsamında teşkil edilen Çok Uluslu Ukrayna Kuvveti’nin (MNF-U), Fransa’nın Paris kentinde çekirdek personel ile kurulan operatif karargâh üzerinden idare edilmesi planlanmaktadır.
Bu kuvvetin Deniz Unsur Komutanlığı (MCC) görevinin, güvenlik ve istikrarın korunması, bölgesel sahiplik ilkesinin sürdürülmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tesis edilen dengenin muhafazası amacıyla Türkiye tarafından yürütüleceği açıklandı. 15-16 Nisan 2025 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin deniz boyutundaki planlama faaliyetlerine liderlik etmeyi sürdürmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin ortaya koyduğu hukuki çerçevenin planlamalarda esas alınması hususlarında **”MUTABAKATA VARILMIŞTIR”**.
Deniz Unsur Komutanlığı Karargâhı’nın, 25 Ağustos 2025 tarihinden itibaren tamamı Türk personelden oluşan çekirdek kadro ile teşkil edildiği bilgisi verildi. Komutanlığa 14 ülke katkı beyanında bulunmuştur ancak deniz platformlarına yönelik katkılar sadece kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacaktır.

