1. Haberler
  2. Gündem
  3. Yolsuzluğu Duyuran Gazeteciye Hapis, İsimlere Çifte Standart

Yolsuzluğu Duyuran Gazeteciye Hapis, İsimlere Çifte Standart

Yunus Emre Enstitüsü’ndeki yolsuzluğu ifşa eden İsmail Arı tutuklandı. Milyonluk zararda imzası olan isimlerin iddianame dışı kalması ise dikkat çekti.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de son dönemde gündeme gelen olaylar, adalet sisteminin işleyişi ve ifade özgürlüğünün sınırları hakkında ciddi soruları beraberinde getiriyor. Yunus Emre Vakfı’na bağlı Yunus Emre Enstitüsü’nde tespit edilen yolsuzluk iddiaları, BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın çabalarıyla kamuoyunun dikkatine sunuldu. Ancak bu önemli ifşaatın ardından yaşanan gelişmeler, adaletin nasıl bir çifte standartla işlediğini gözler önüne serdi: yolsuzluğu ortaya çıkaran gazeteci tutuklanırken, milyonlarca liralık zarara neden olan bazı kilit isimlerin iddianamede yer almaması dikkat çekti.

Yunus Emre Enstitüsü’ndeki Yolsuzluk İddiaları

Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişlerince Yunus Emre Enstitüsü’nde bir dizi yolsuzluk tespit edildi. Bu skandal, BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı tarafından geniş kitlelere duyuruldu. Enstitünün başkanı Şeref Ateş, önce yurtdışına kaçmış, ardından ülkeye dönerek gözaltına alınmış ve hakkında soruşturma başlatılmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, naylon faturalar kullanılarak 400 milyon liralık yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla iki ayrı iddianame tanzim etti. Hazırlanan iddianamelerde 23 sanık hakkında yedişer yıl hapis cezası talep edildi. Sanıklar arasında vakıf başkanı Şeref Ateş’in oğlu Enes Ateş de bulunuyordu. Böylece, iktidardaki siyasiler tarafından himaye edilen ve önemli makamlara getirilen bazı kişilerin, Tanrı ve insan sevgisini, varlık birliğini yaşam felsefesi yapmış ulu ozanımız Yunus Emre’nin adını dahi çirkin emellerine alet ettikleri gün yüzüne çıktı.

İddianamedeki Dikkat Çeken Eksiklik

Bu büyük yolsuzluk zincirindeki ilişkiler ağı açısından göz ardı edilmemesi gereken önemli bir detay da ortaya çıktı. Müfettişlerin savcılığa teslim ettiği belgelerde ve ödeme emirlerinde imzaları bulunan Yunus Emre Enstitüsü başkan yardımcıları Aile Bakanı Mahinur Göktaş’ın eşi Rahmi Göktaş ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın oğlu Abdullah Kutalmış Yalçın’ın isimleri; ne hikmetse, alınmayan mal ve hizmetler alınmış gibi gösterilerek vakıf ve enstitünün milyonlarca lira zarara uğratıldığı belirtilen iddianamede yer almamıştı.

Gazeteci İsmail Arı’nın Tutuklanması ve Çelişki

Söz konusu bu büyük yolsuzluğu kamuoyuna taşıyan BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı, geçen hafta gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Kendisine yöneltilen suçlamalar arasında, Yunus Emre Vakfı ve Enstitüsü’nde dönen usulsüzlüklere ilişkin yaptığı haberler de bulunuyordu. Büyük bir tezat oluşturmaktadır ki, başarılı gazeteci İsmail Arı’nın dile getirdiği yolsuzluk iddiaları, bizzat Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından yerinde bulunmuş ve sorumlular hakkında dava açılmıştı! Aynı savcılık, bu davaya konu olan meseleyi yazdığı için İsmail Arı’nın tutuklanmasını talep etti. Arı’nın tutuklanma gerekçesi ise “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” olarak ifade edildi.

Halkın Bilgilendirilmesinin Engellenmesi

Bu yaşananların altında yatan temel gerçeklik, gazetecilerin bugün karşı karşıya kaldığı durumların, halkın ve kamunun soyulduğu, aldatıldığı bilgilerinin alenen yasaklanmasından kaynaklanmasıdır. Benzer bir şekilde, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının yargılandığı davada, mahkeme başkanının sözlü talimatıyla milletvekillerinin duruşmaya katılmasına engel olundu. Adı üzerinde, milletvekili milletin vekilidir ve yaptığı her eylemi kendisini seçen ulus adına gerçekleştirmektedir.

Hukuk Düzeninin Durumu

Türk hukuk düzenine, yani anayasa ve yasalara göre, dava duruşmaları herkese açıktır. Ancak, uzun bir süredir anayasa ve yasalara uyulmadığı, Türk hukuk düzeninin hiçe sayıldığı ve yerine “Saray düzeni”nin ikame edildiği bir süreç yaşanmakta, bu durum halkın yasaklara uymaya zorlanmasına yol açmaktadır. İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu’nun ifadesiyle “elinde adaletin mührü yerine AKP ampulü” tutan, CHP lideri Özgür Özel’in “seyyar giyotin” diye nitelediği birilerinin sözde adaleti sağlamakla görevlendirildiği bir ülkeye dönüşmüş durumdayız. Geçmişte darbeler de cuntalar da görüldü, acılar çekildi. Ancak mevcut durumdaki bu gidişatın süresi gerçekten çok uzadı.

Yolsuzluğu Duyuran Gazeteciye Hapis, İsimlere Çifte Standart
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter